Dünya çok hızlı. Bu hızı umursamayıp olduğu yerde kalan ve cepleri samimiyet dolu olanlardan ibaretiz. Etrafındakileri sadece bakmayıp görenler için bir yerlerdeyiz.
Taksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013/10/16

Güzel Kadın



Endişeli bakışlar atıyor sokaklara. İnsanlara bakıyor. Odaklandığı noktaya gitmeden önce güneş gözlüğünü başından indirip takıyor. Endişesini hemen unutturan kendinden emin bakışlarla bir ara sokağa giriyor. Çantası küçük, aradığını bulmakta yine de zorlandığında alt dudağını ısırarak devam ediyor aramaya. Peçete bulduğunda yeni oldukları fiyakalı parlayışlarından belli ayakkabısına bakıyor. Çamuru silmeden önce eteğini çekiştirip tedirgince ayakkabısını siliyor. Sağa sola kendini kollarcasına bakışlar atıyor.
Kafasını kaldırdığında göz göze geliyoruz. Peçeteyi fırlatıp tek kaşını kaldırıyor. Hiç düşünmeden arkasını dönüp gidiyor.

2013/09/16

Zekeriya


Taksim'de bir ses "Metroya giden var mı, beni de götürsün." Girdik koluna. Sesi Cosby'i seslendiren Sezai Aydın ile hemen hemen aynı. Gözleri görmediği için bize tuhaf gelen hareketler yapıyor. Ama tuhaf karşılanmak için insanların ötekileyen bakışının farkında olmak gerek. Ne mutlu ki bunu bilmiyor. Oldukça saygılı tavırlarından dolayı gözlerimi ondan alamıyorum. Sürekli seyretmek ve konuşmasını dinlemek istiyorum. Koluna girenin bir kadın olduğunu anladığı anda gömleğinin eteklerini topladı. 
Taksim'de geziyormuş, gezmeyi sevdiğini söylüyor. Zaten Ümraniye'den buralara gelmesinin nedeni başka türlü açıklanamaz. Gözleri görmeyen diğer arkadaşları hakkında konuşuyor. Birbirlerini bulabiliyor olması beni şaşırtıyor. Yanında cahil gibi hissediyorum. Bir otelde ses kayıt cihazını çalmışlar adamcağızın. Vicdan bazılarına bantla yapıştırılmış bir paket.
Konuşmasında bitirim bir hava var. Biri sokuluyor "Bu sopa elektronik minasıl anlıyorsunuz yolu?" diyor. "Bildiğin tahta birader bizde o para ne gezer?" diye başladığı sohbetin devamında engelli vatandaşların bir yeterlilik sınavı olduğunu ve buna bağlı olarak devlet dairelerinde çalışabildiğini anlattı. Kazanamamış.
Gözlerim o gidene dek onun üzerindeydi. Keşke yine görsem, hiç unutulmayacak.
-
Not 31 Temmuz 2014:
Zekeriya'yı yine görsem demiştim, sınavları kazanamayınca Beyoğlu Tünel'de bir ayakkabı kutusu koyup beklemeye başladı Beyoğlu Tünel'de. 

2013/09/01

Bulmacacı Usta


Çukurcuma'da harika bir hafta sonu, kış kendini yeni yeni yaza bırakmaya başladığı zamanlarda dolanıyoruz. Çukurcuma Kahvesi'nin önünde hararetli bir tartışma var. Merak bu kulak kesildik. 
İsmini öğrenmeye sıra kalmayan bulmacasever usta bulamadığı soruları kahvede tavla atanlara soruyor ve bir kargaşa çıkıyordu. Onlar tartışırken cevabı çoktan yazıyor ve suratında yakmayı aklından çıkardığı sigara ile gülümseme oluşuyor. Bizi görünce heyecanla "Şu resimdeki kim? Gençsiniz bilirsiniz." diyerek Demet Akbağ'yı gösteriyordu. Cevabı söyledikten sonra teşekkür vâri bakışıyla güneşin altında demlenerek bulmacasını çözmeye devam etti. 
O kadar rahat ve umursamazdı ki o an dünya yıkılsa çengel bulmacadaki şifreli kelimeyi düşünmekten farkedemezdi. 

2013/05/30

"Çok sevme"




  Geceleyin turlarken Çukurcuma'da bir sitemkar ses. Yanımdakilere aldırış etmeden gittiğimde çakmağını yere düşürmüş ve karanlıkta bulamayan kadınla karşılaştım. Tabii çakmağı aradığını anlamam biraz vakit aldı. Yerdeki çakmağı ona uzattığımda bir hışımla aldı ve "Ellerinin yaşlandığında titrememesi için dua et!" dedi. 
   Aldırış etmeden karşısında oturdum ve "İçmeseniz olmaz mı?" dedim. İki dakika kadar sigarasını içerken bana baktı ve "Sana soracak değilim!" dedi. Neden bana kızgındı ne için böyle asabiydi bilmiyorum. Yalnız kalmak için can atıyordu ve orada olmam onu çok rahatsız etmişti. Daha fazla eziyet etmek istemediğim için kalktım, fotoğrafını çektim sesini çıkarmadı. "İyi akşamlar madam" dediğim de "Sana da evlat, ama bil ki sen kimseyi çok sevme" dedi, ilk kez sesi yumuşak çıktı. Yüz buldum diye yanaşmak istemedim kafamı sallayıp arkadaşlarımın yanına döndüm. Parmağındaki yüzük aklıma geldiğinde çok sevme bu öğüt çok ilginç geldi...

2013/05/27

Ergun





FOTOĞRAF YENİLENECEK.



   Beyoğlu Lamelif Sahaf dükkanında yapılan teps, mezatta karşılaşıyoruz Ergun Abi ile. Arka tarafta bir sandalyeye yayılmış kafasına devrimci şapkasını geçirip mezatın başlamasını bekliyor.
   Mezata katılanların en yaşlısı sayılır. Ama bakmayın siz yaşlı dediğime mezat başladığında her ürün tanıtılırken ayağa fırlar ürünü daha iyi görüp açık arttırmaya katılmak için. Hop oturup hop kalkarak başlıyor beğendiği ürünleri tek tek toplamaya.

   Daha sonra mezata getirdiği kitapları görücüye çıkarıyor ancak kitaplarına pek kimse talip olmuyor ve geri dönüyor çıktığı bavula. Ergun Abi'yi müzemize konuk etmek için birkaç fotoğrafını çekelim diyoruz ama bizi fark ediyor önce kızgın bakışını sonra ardından azarını yiyoruz.
   Her ne kadar kendisini çektiğimiz için bize kızsa da biz onu sevdik yine de...