Dünya çok hızlı. Bu hızı umursamayıp olduğu yerde kalan ve cepleri samimiyet dolu olanlardan ibaretiz. Etrafındakileri sadece bakmayıp görenler için bir yerlerdeyiz.
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013/05/30

"Çok sevme"




  Geceleyin turlarken Çukurcuma'da bir sitemkar ses. Yanımdakilere aldırış etmeden gittiğimde çakmağını yere düşürmüş ve karanlıkta bulamayan kadınla karşılaştım. Tabii çakmağı aradığını anlamam biraz vakit aldı. Yerdeki çakmağı ona uzattığımda bir hışımla aldı ve "Ellerinin yaşlandığında titrememesi için dua et!" dedi. 
   Aldırış etmeden karşısında oturdum ve "İçmeseniz olmaz mı?" dedim. İki dakika kadar sigarasını içerken bana baktı ve "Sana soracak değilim!" dedi. Neden bana kızgındı ne için böyle asabiydi bilmiyorum. Yalnız kalmak için can atıyordu ve orada olmam onu çok rahatsız etmişti. Daha fazla eziyet etmek istemediğim için kalktım, fotoğrafını çektim sesini çıkarmadı. "İyi akşamlar madam" dediğim de "Sana da evlat, ama bil ki sen kimseyi çok sevme" dedi, ilk kez sesi yumuşak çıktı. Yüz buldum diye yanaşmak istemedim kafamı sallayıp arkadaşlarımın yanına döndüm. Parmağındaki yüzük aklıma geldiğinde çok sevme bu öğüt çok ilginç geldi...

2013/03/31

Kirkor Amca



      Kadırga’nın ara sokaklarında bir dükkanın önünden geçerken “Hello!” dedi, belli ki bizi turist sandı. “Kolay gelsin amca!” deyip giriyoruz dükkanına sohbet etmek için. “İsmim Kirkor. Ermeniyim” demese de aksanından belli oluyor. Kirkor Amca  sekiz metrekarelik turistler için hediyelik eşya sattığı ufacık dükkanına neredeyse dünyaları sığdırmış. Dünyaları sığdırmış diyoruz çünkü üç kişi zor oturacak yer bulduk. Aklınıza gelecek birçok şey vardı dükkanda: çantalar, tespihler, Atatürk posteri ve Arapça duanın yanı sıra başucunda bir de Charlie Chaplin’in meşhur bir fotoğrafı... "Chaplin'i sevdiğimden değil ama bir 100 papele satarım" diyor kısık kısık kahkaha patlatıyor ardından. 

     Güler yüzlü Kirkor Amca, çayını demledi üç şeker isteyince “Batıracak mısınız beni?” diyerek güldürdü. Kendisi Ermeni ama tek kelime Ermenice bilmiyor. Kirkor amca “Sizin gibi fotoğraf çeken bir adam var, Ara Güler. Tanıyor musunuz onu, benim hemşerim o da Ermeni" diyor gazeteci olduğumuzu öğrenince. 65 yaşında karısı ile Samatya'da oturan Kirkor Amca'nın eskiden lüks turisttik mekanları varmış. İflas hikayesine de  “Oğlumun dört yabancı dili vardı. Ama ona rağmen bizi batırdı” diyerek değiniverdi.
     Çaylar bitti Kirkor Amca'nın suratındaki gülümseme bir an olsun kaybolmadı. Küçük dükkanının kapısı herkese açık gitmek ve çayını içmek isteyene adresi : Kadırga Liman Caddesi No: 109 Sultanahmet

2013/03/28

İbrahim Amca



   

     İbrahim Amca telaşla tramvaya biniyor. Karşımızdaki boş koltuğa oturduktan sonra “Çemberlitaş’a gidiyor değil mi?” diye sordu. Başımızı sallayarak onaylayınca koltuğa bir güzel yayılıyor.
    İbrahim Amca'nın yanına oturan ve liseden sonra okumadığı söyleyen Faruk’la tanışıyoruz.
Şişli'de oturduğunu söyleyen İbrahim Amca, Faruk’u davet ediyor babacan bir tavırla. Bir ara konuşmanın gidişatını tramvayın ses ve kalabalığında kaçırsak da Çemberlitaş’da inmeden önce Rusya ve Azerbaycan ekonomisine kadar daldıklarını duyduk. Amca “Kendinize iyi bakın” diyerek tramvaydan indi.

Toplu taşıma araçlarında tanışıp belki de bir daha hiç görmeyeceklerini bildikleri insanlara kendini dökenleri sevdik.

Hem sen inanmasan da maşallahın var İbrahim amca!