Dünya çok hızlı. Bu hızı umursamayıp olduğu yerde kalan ve cepleri samimiyet dolu olanlardan ibaretiz. Etrafındakileri sadece bakmayıp görenler için bir yerlerdeyiz.
samimiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
samimiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013/05/12

Küçük Kitap Satıcısı


   Usta kalem Sait Faik Abasıyanık'ın Burgazada'daki evinin görmek için çok güzel bir gündü. Sahil boyunca ilerlerken önüme kitap kurdu benzetmesine somut temsili arkadaşımız karşımıza çıkıyor, adı Fırat.
   Kitaplar o kadar eski ki rüzgar estiğinde kitapların saman kokulu sayfaları kendilerini bırakıp uçuyor. Koliyi karıştırırken Platon'un Devlet'inin birinci cildini sorduğum da "Onun sayfaları yırtılınca attım" diyor sırıtarak.

   Eğilmiş kolinin içindeki kitapları karıştırırken, Fırat "Amerikanca okuyabiliyor musunuz? Onlardan vereyim" sorusuyla yüzüme bir tebessüm kondu. Türk filmlerinden fırlamış gibiydi. Sait Faik'in evinin yerini sorduğum da "Tezgah olmasa yolu tarif etmek için sizi oraya götürürdüm" diyor. Cömert dostumuzu işinden fazla alıkoymadan adresi alıp gittim. Samimiyet güzel şey...

2013/03/28

İbrahim Amca



   

     İbrahim Amca telaşla tramvaya biniyor. Karşımızdaki boş koltuğa oturduktan sonra “Çemberlitaş’a gidiyor değil mi?” diye sordu. Başımızı sallayarak onaylayınca koltuğa bir güzel yayılıyor.
    İbrahim Amca'nın yanına oturan ve liseden sonra okumadığı söyleyen Faruk’la tanışıyoruz.
Şişli'de oturduğunu söyleyen İbrahim Amca, Faruk’u davet ediyor babacan bir tavırla. Bir ara konuşmanın gidişatını tramvayın ses ve kalabalığında kaçırsak da Çemberlitaş’da inmeden önce Rusya ve Azerbaycan ekonomisine kadar daldıklarını duyduk. Amca “Kendinize iyi bakın” diyerek tramvaydan indi.

Toplu taşıma araçlarında tanışıp belki de bir daha hiç görmeyeceklerini bildikleri insanlara kendini dökenleri sevdik.

Hem sen inanmasan da maşallahın var İbrahim amca!